Hoşgörüden bahsetmek istiyorum
Nasıl anlamsızca kullanıldığından
Nasıl zalimce katledildiğinden
Cahil beyinlerce nasıl yanlış yorumlandığından...
Yanıbaşımızdaki kardeşlerimizi bazı hatalarından dolayı uyarmak isteriz.
doğru zamanı ve mekanı bulup tatlı bir dille anlatmak isteriz.
Fırsatı gelincede başlarız. Anlatırız elimizden geldiğince,dilimizin döndüğünce...
Sonra sıra onlara gelir.Nefislerinin verdiği emirle kendilerini savunmaya,
yaptıklarının gerekçelerini anlatmaya başlarlar.
Tabi anlatılanlar kusurlu,eksik, en önemlisi dinimizin şartlarına aykırı.
İşte o anda tam elini masaya vurup;
"Yanlış kardeşim! Dediklerin kitaba ters,emirlere ters,dine ters!" diyecekken,
kalbin de bunu tasdiklerken,
gider kalbimizin ağzını kapatır,manaya inememiş aciz beynimizin sesini sonuna kadar açarız.
"Hoşgörülü ol! Dediklerine sakın karşı gelme,alttan al ki soğuyup uzaklaşmasın! Kendini nefsin emirlerini överek mi savnuyor,
hakiki emirleri kötüleyerek mi iyileştiriyor hasta kalbini.Bırak yapsın üzerine fazla gidip soğutma hoşgörülü ol!"
diye bangır bangır bağıran ahmak beynimizi dinleriz.
Hatalarını göstermeye çalıştığımız kardeşimizin nefsindeki boşlukları doldurup iyice büyüdüğünü ve karanlığa saplanışını izleriz.
(Kim bilir belki bizde onunla beraber saplanırız.)
Hoşgörülü olduğunu sanan sen, hoşgörünün ne demek olduğunu biliyor musun ki!!
Derinlerde olan kalbini dinlemeyip,
nefsin uçurumunda olan aklına kulak verip,yanlışlarlarda olan kardeşine onun yanlış savunmalarını dinleyerek ve tasdik ederek mi yardım edeceksin.
Allah'ın emrine karşı cahilliğinin,karanlıklar içindeki mapusluğunun savunmasını yapmasına izin mi vereceksin.!
O zaman bil ki kardeşinin yüzüne yanlışını vurmayarak,onu ne olursa olsun karanlığın içinden çekip çıkarmayarak hem kendine hem ona en büyük kötülüğü yapmış oluyorsun. Belki de kendi nefsinin çığlıklarını susturamadığın için susuyor bunu da hoşgörü olarak tanımlıyor ahmakça kendini kendini kandırıyorsun...





