28 Şubat 2011 Pazartesi


Ne yazık!

Bazı ruhlar mutluluğa karşı çıkar, onların mutlu olma yetenekleri yoktur, mutluluğu yaşamayı beceremezler…

Pastoral Senfoni /Andre Gide

Bu kitabı okurken canım sıkılmıştı. Papazın eşinin huylarından bendede vardı. Ve bu beni sinirlendirmişti..

Bu yazıyı görebileceğim bi yere not etmekten de geri kalmadım. Her ne kadar hoşuma gitmese de şak diye üstüme yapışıyor.

Bu yazıyı kendime göre yorumladığımda karşıma doyumsuzluk çıkıyor..

Doyumsuzluk bir çok hastalıktan daha beter bana göre. Hasta olduğun zaman ilaçlarla bi nevi tedavi olabiliyorsun. Tedavisi olmayan hastalık ise hastalığın hayatı daha anlamlı kılmaya çalışıyorsun..

Doyumsuzluk öyle mi hiç bi zaman sahici mutlulukların olmuyor kardeşim olmuyor.

Ben bu yüzden beceremiyorum mutlu olmayı. 5 dakika öncesiyle 5 dakika sonrası uzunb zamandır aynı olmuyor bende.. Bi zaman yalnızlıktan yetti canıma diye söylenirken , seversin birini o da seni sever sonra arkadaşların olur çevrende onlarda sever sende seversin lakin bi bakmışın yine mutlu değilsin. Bir de tek anormal ben olsam yine iyi başkalarında da aynı hastalığı görünce daha da bi fena oluyorum. Biz neyi nerde yanlış arıyoruz da mutluluğu bulamıyoruz. Rabbim yardımın gerek yine bunalımdayım yine başım dara düştü ellerimi sana açtım..

20 Şubat 2011 Pazar

istemekle olsaydı her istek...



- Koş saraylarıma! Bulabilirsen beni konuş ve dertleş eskisi gibi. –

Sıkıyor artık tüm buralar. Şu bilgisayar, telefon, açık hava, sınıf, dershane… Konuşmak dahi istemiyorum çoğu kez. Uğraşlar buluyorum kendime, oyalıyorum kendimi belki de oynatıyorum.

- Bul beni getir bana.-

Aslında insanlar. Evet, bu yalnızlık arzusunun tek sebebi insanlar. Her yerdeler. Var olduğum her yerde. Ben onlardan kaçıp evime sığındığımda ise zihnimdeler. Kaçarak kurtaramıyorum ki kendimi. Ve utanmazlar da. Git dediğim hatta çok kez bağırıp çağırdığım halde bırakmıyorlar beni.

- Yalnızlığım bile yine hep sizinle. –

Bilgisayar açmıyorum ve kaçıyorum sohbetlerinden. Telefonumu uzun süreler kapalı tutuyorum artık. Siniyorum evime. Bunlar yetmiyor tabi. Zihnimide meşgul ediyorum. Uğraşlar buluyorum kendime. Boş kalmıyorum. İşte ancak o zaman huzur buluyorum.

- Hayat oyun zaten. -

Artık ben ne zaman istersem o zaman hayatıma alıyorum insanları. Ve ne zaman konuşmak istersem o zaman konuşuyorum. Hayatımda büyük değişiklikler yaptığım bir dönemdeyim. Eliyorum tek tek arkadaşlarımı, dostlarımı. Saklanıyorum bir köşeye ve bulmalarını bekliyorum beni. Bana gerçekten ulaşmak isteyen ulaşıyor v hayatımda kalıyor, ortaya çıkmamı bekleyenler kayboluyorlar benim için. Evet değişiyorum, değiştiriyorum kuralları.

Ben sıkıldım artık kovalamacalardan. Artık saklambaç oynamak ve oynarken kaybolmak istiyorum. Ölü müyüm diri miyim bilinmesin istiyorum.

.

.

.

İstemekle olsaydı her istek…

NOT: İnanın ne yazdım bende bilmiyorum.

14 Şubat 2011 Pazartesi

ŞU-BU-O GÜNÜ

sevgililer günü
anneler günü
babalar günü
çocuklar günü
kadınlar günü
doğum günü
yılın ilk günü
.
.
.
hepsi aynı şeyi ifade ediyor benim için.
tartışmaya değmez. kutla geç, kasma düşüncesindeyim.
kutla dediysem kudur demedim, afedersin işin b.kunu çıkar da demedim.
tebrik kartı, mesaj, çiçek, gülen yüzler bence yeterli.
hepsi aynı anlamı taşıyor benim için.
herbir gün hediye almaya bir neden.
hediye vermeye bir neden.
gülümseye bir neden.
dikkat et!
sırıtmaya, kahkahalar atmaya, ağzı açık sokaklarda dolaşmaya
deli gibi umutları bu güne bağlamaya sebep demedim.
konu yine aynı yere geldi.
gülümsemeye sebep kudurmaya değil!

5 Şubat 2011 Cumartesi




...
Yine de insan istiyor ki, bir kişiyle olsun bu 'kalpteki sır', daha doğrusu
'kalbin sırrı'

konusunda anlaşılabilsin. Birisi
''Evet'' desin,
''seni anlıyorum.Aynı dert bende de var.''


Murat Menteş / Korkma Ben Varım

Template by:
Free Blog Templates