20 Şubat 2012 Pazartesi

Bu kız okumaz


Olmuyor yahu bana göre değilmiş üniversite sınavına hazırlanmak. Ben pes ederim, zorlamam olmuyorsa, uykum vardır benim hep, uğraşamam sınavla... Şu sınava günler kala test çözmek dışında herşeyi yapar oldum. Sinemaya gidiyorum olmadı evde sürekli film izliyorum. Kitap okuyorum sonra şiirler dinliyorum. Sınava dair içimde hiçbir şey yok hazırlanmadığım için arada vicdan girsede işin içine ''mazaretimmm varrr anneee'' derim olur biter diye susturuyorum onu da. E ne yapalım yani herkes üniversite okumak zorunda değil. Çok miskin gördüm kendimi şu anda ama durum böyleyken böyle.. Şimdi dinlediğim bir güzel şiirle veda edeyim. Akşamda deneme var hay Allahım ya ... Neyseki akşam Leyle ile Mecnun varda keyiflenicem (:

Münacaat

Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.

Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.

Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

İsmet Özel






26 Ocak 2012 Perşembe

Özlendin blogcan ^^
Biz geri dönüyoruzzzz...
Çok şeyler geldi geçti kırgınlıklar bitti (:
Büyüdük çok
Aramızdan üniversiteli olan bile oldu ^^
Diğerleri de bu sene hazırlanıyor. Anlayacağın zaman hızlı geçiyor.

1 2 3 TIP
Geri Dönüyor ^^

7 Haziran 2011 Salı

KENE-sin!

Kalıntım izlerinde saklı benim için ki neysin?

Ya toplumdan bir parça ya dert için hediyesin.

Tüm gücüyle yapışmış bir kenesin.

Yada amaçsızca yollana mail fakesin.

Ve teksin. Bilesin.

Ortasından çatlamış bir şişesin.

Baktığımda geçen vakti bana desin sen delisin.

Genç bir meleğin aklına kazınmış perisin.

Yahut kabuğun altından çıkan yeni bir derisin.

11 Nisan 2011 Pazartesi

KARAHİNDİBA


Çiçeğimsin:)
Üfleyince uçan cinsten...

15 Mart 2011 Salı

afili parçalar (madde 64: gizlice söyle bana)




64)gizlice söyle bana

her şeyi anlamak zorunda değiliz. kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç. bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını. kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir. bizi bir araya getiren sebepler ayıran sebeplerle aynı. ama şimdi bunlar biraz hüzünlü konular özet geçelim.

cep telefonu ışığında ameliyat yapan doktorlar var afrika’da ben burada kapıyı açamıyorum. ben burada o kadar ciddi konuşuyorum ki şaka yaptığımı zannediyorsun. oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.

hayatımızı değiştirecek insanlar sessiz sedasız geçtiler yanımızdan. onları görmedik yoktu kara atları. ne öğrendik onca bulmacadan: çinekop lüfer balığının küçüğüdür. resimdeki şarkıcıyı yolda görmüştük bir seferinde. sıhhiye köprü altında o mahşer yeri provasında. çok daha fazla şey öğrenmiştik.

bazen bir hikâye tutuşmuş iki eldir, kenetlenmiş on parmaktır. şimdi gizlice söyle bana, saklı düşler ne demektir. yağmur ne demektir terk ne demektir. işte o zaman anlayacağız yeniden gitmek ne demektir.

Emrah Serbes, 15 Haziran


5 Mart 2011 Cumartesi

Bir sana Bir de bana..




Bulutların üstünden
Bıraktım ben kendimi
Sonunu düşünmeden
Duygular sarınca beni

Gizlice tuttum elini
Yüzüne baktım usulca
Gözlerin fısıldadı ah
Mutluluğu yavaşça
Çiçeklerin kokusu
Dalgaların şarkısı
Bir sana bir de bana

Bahçede hanımeli
Gökyüzünde yıldızlar
Yağmurun narin sesi

Şimdi bir anlamı var

Aşk nasıl da kırılgan
Sus dedim ama olmadı
Kalbimden ismin geçti ah
Kimseler duymadı
Çiçeklerin kokusu
Dalgaların şarkısı
Rüzgarın fısıltısı
Bir sana bir de bana

*Baba zula

Enfes bi parça , sözleri ımm harika..

2 Mart 2011 Çarşamba

YENİDEN DOĞUŞ



aniden gelen bir heyecan,
göğsüm hızla inip kalkıyor.
kalbim birazdan çıkacak o dar mekandan biliyorum, hissediyorum.
özlem ve sevgi...
yeniden bende.
bende yeniden.
doğuş yine yeni yeniden.

Template by:
Free Blog Templates