13 Ağustos 2013 Salı

artık gülmek yasak size!

 
“Çeyrek tesettürlüler”e “Ne olur artmasaydı bu tahripçilerin sayısı” diyerek sitem eden Demirci, “kahkaha atarak, ellerinde dondurmalar yalayarak gezen tesettürlü kızlara” ve “parklarda kültürfizik yapan Müslüman hanımlara” seslenirken “Ya imanını ciddiye alan mü’minlerden olalım ya da hangi kafaya sahipseniz ona göre yaşayın” diyor.
 
bence de Müslüman kadınlar gülmesin artık.
sokağa bile çıkmasınlar hatta camilere bile gitmesinler isterken çalışıyorlar, geziyorlar, okullara gidebiliyorlar, başarılı olabiliyorlar.
o Müslüman kadınlar sanattan, psikolojiden tıptan hukuktan sosyolojiden ve daha bir sürü şeyden anlıyorlar. camilere bile girmesinler isterken onlar kafeler de oturup spordan sanattan konuşabiliyorlar. önlerine o kadar engel çıkarttık önce meclise almadık sonra okullara sonra bütün sanatsal bilimsel etkinliklere ama onlar yine de başarılı olmayı başarabildiler. en çokta bu sıkıyor insanın canını, onca sıkıntıya rağmen dışarda eğlenebiliyorlar dahası gülebiliyorlar ve açıkçası bu bizim sinirimizi bozuyor.
gülerken o kadar parlıyorlar ki insan her şey hallolacak zannediyor, sıkıntılar bitecek zannediyor. halbuki bizim mutsuz insanlara, mutsuz ve umutsuz kadınlara, annelere, eşlere ihtiyacımız var!
 

8 Temmuz 2013 Pazartesi

yıldızlar-rüzgar-bisiklet

 
kocaman parlak yıldızlar
rüzgar
bisiklet
küçük kız dünyadaki her şeye sahip olduğunu hissetmişti
o oturmadan rüzgara karşı bisikletini sürerken o kocaman yıldızların onu izlediğini biliyordu
özgürlüğü yüzüne çarparken bütün yıldızların onu kıskandığı biliyordu
özellikle çukurların üzerinde gidiyordu
belki o çukurlar onu yeteri kadar zıplatırdı da yıldızlara ulaşabilir onların arasında bisiklet sürebilirdi
eminim o zaman daha özgür olurdu
ve üç kara bulut önüne çıktı küçük kızın ve bisikletini elinden aldılar
özgürlüğünü elinden aldılar
kocaman yıldızları hüzne boğdular
 
eğer biri sizi bisiklet sürmekten alıkoyuyorsa bilin ki o dünyanın en kötü insanıdır.

29 Haziran 2013 Cumartesi

tevafuktur şiirler...


yaz...

ben ah derim ve severim ah
demeyi sevenleri, keşiş dağına 
bakıp bakıp güneşi bardağına 
dilimlemiş şehzade gibi gümrah
mûsikâr çınarı ve çelebi gülü de 
Meryemce gelir çünkü şehre yaz
âh saçları çözük ve sanki örgülü de
hümâdan başkası onlara dokunamaz
adı aşksa nilüferle örttüğümüzün 
her şey erguvan olmak için var 
bektaşi yıldızlar, melami rüzgar
ve büyük aile gibi dağılan hüzün 

külahı sarı "babam", keşkülü arı

Bursa, âh gökten inmiş o rüyâ kasrı

Ercan YILMAZ

Güneşin henüz battığı bir andı. Evimin terasında, tenimin hissedemeyeceği kadar silik bir rüzgarın eşliğinde elimdeki kitabın sayfalarını çevirirken karşıma çıkan bu şiir, havasını soluduğum şehrin,şehrimin ne kadar olağanüstü olduğunu gözlerimin önüne mısra mısra sıraladı. Ve bende tekrar bu sihirli havanın tüm damarlarımda dolaşmasına izin vermek için derin bir nefes alıp sayfayı değiştirdim...

24 Haziran 2013 Pazartesi

kurşun kalem


19.12.12
bugün anladım ben kurşun kalemleri seviyorum. kontrol bende oluyor o zaman. istemediğimi siliyorum ya işte onu seviyorum.
hiç yazmamış gibi oluyorsun
hiç yaşamamış gibi

19 Mayıs 2013 Pazar

Kadına Şiddete Karşı Müslüman İnsiyatifi

Kadına şiddete karşı bir Müslüman olarak bir insan olarak neler düşünmemiz neler yapmamız gerektiğiyle ilgili mükemmel bir programdı.
O günde anladım ki kimse "açık, saçık" giyindiği için tacize ya da tecavüze uğramıyor. Erkek dışarıda  gördüğü kadın yüzünden tahrik olmuyor. Erkek dışarı çıkmadan önce tahrik oluyor bir şekilde. Televizyonla internetle. Ama savunmasız olanlar o kutuların içindeki bedenler değil. Savunmasız olanlar dışarıdaki kadınlar. Açık mı? Kapalı mı? Davetkâr mı? Değil mi? genç mi? yaşlı mı? Bunların hiçbir önemi yok. Tek soru şu: savunmasız mı? Değil mi? bu sorunun cevabı evet ise kadın tacize ya da tecavüze uğruyor. Bunun tek açıklaması ahlaksızlık.
Şiddete gelince. Artık İslam'da kadına şiddet var mı yok mu diye tartışmaya hiç mi hiç gerek yok. Dinde kadına şiddet  yoktur, İslam'da şiddet yoktur. Nokta.
 
Bu insanlar güzel şeyler yapıyor ve daha da güzelini yapmak için uğraşıyorlar.
Eğer biz Müslümansak,
Eğer biz Müslüman kadınlarsak
Eğer siz Müslüman erkeklerseniz
bunu desteklemek elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Farklı Açı

 
 
Burası bir cami.
Öncelikle boş. Bomboş. Ses yok, seda yok.
Bir kaç görevli dışında kimse yok.
Belki bazen uzaktan gelen bir Kur'an sesi duyarsınız.
Bazı önemli günlerde tıklım tıklım da görebilirsiniz camileri.
Cuma günleri
Bayramlar
Onun dışında meşhur bir yer olmadığı sürece gidilmez camiye.
Ne yapılacaksa oturur evde yapılır.
 
İşte burasıda kilise.
Öncelikle boş. Bomboş. Ses yok, seda yok.
Bir kaç görevli dışında kimse yok.
Belki bazen uzaktan gelen bir ilahi sesi duyarsınız.
Bazı önemli günlerde tıklım tıklım da görebilirsiniz kiliseleri.
Pazar günleri
Bayramlar
Onun dışında meşhur bir yer olmadığı sürece gidilmez kiliseye.
ne yapılacaksa oturur evde yapılır.
 
 
 
Bu tablo bizi kahretmeli.
Sahipsiz kalmış bizim evimiz.
Huzuru camileri boş bırakıp dar, küçük, çok eşyalı, çok dünyalı odalarda bulabileceğimize inanıyorsakçok büyük bir yanılgı içerisindeyiz.
Herkes başını dışarı çıkarıp bakmalı.
En fazla 10 dklık bir yürüme mesafesi uzaklığında bir cami göreceğinizden eminim.
En az bir vakit namazı evimizde kılmamız gerekmez mi?
 
not:biri bizi camiye çağırıyor.
 

9 Nisan 2013 Salı

Sokaktan Evimize Girme Vakti Geldi



Burası bir cami, burası Allah'ın evi, burası benim senin bizim evimiz. Her yer bembeyaz, temizliğin simgesi. Beyazının üzerine işlenmiş türlü türlü renkler bereketinin simgesi. Minberinin yemyeşil örtüsü huzurun ve Sevgilinin simgesi. Sadece görkemli, sessiz ve huzurlu. Cennetteki köşklerimizin dünyadaki bir modeli belki de.
Burası bir cami. Kulakların sadece sessizliği işittiği. Sessizliğin içindeki ahengi duyabildiği, Allahuekber nidasını içine soluduğu bir yer.
Burası bir cami.Huzurun saltanatı. İnsanlar dönem dönem kaçmak ister herşeyden herkesten ve kaybolmak isterler. İşte bu kaçış için en uygun yerdir burası. Çünkü kimsenin "Olsa olsa camidedir." sözünü dilinden, fikrinden geçirmediği bir yerdir burası. Hep dışında kaldığımız içine girmeyi fikretmediğimiz belki her gün yanından geçtiğimiz ama yılda sadece bir iki kez uğradığımız bir yer. Evsiz kalmış bir sokak çocuğu gibi onsuz kaldığımızda üşüdüğümüz bir yer.
Burası bir cami. Nefes almak isteyenlerin mekanı. Gözlerini kapatıp yorgun dünyanın telaşesinden kurtulabildiğimiz tek yer. İçimizi dökebildiğimiz, sırtımızı dayayıp acizce boynumuzu eğebildiğimiz "Ben geldim."diyebildiğimiz tek yer.
Burası bir cami. Allah'ın evi, benim senin bizim evimiz.

Template by:
Free Blog Templates