5 Kasım 2012 Pazartesi

Birlikte Güzelce Susalım




Günler sonra rahat bir nefes alarak ve derse geç kalmayı bir fırsata dönüştürerek okulun bahçesinde tam da hayalimdeki gibi bir köşe buldum. Ağacın altında bir bankta oturmuş bir türlü okumaya fırsat bulamadığım Güzel Susma Sanatı (B. Akyürek) kitabını açmış kendimi kitabın sayfaları arasında gezdiriyordum. Her şey çok güzeldi. Ta ki arkamdaki banka bir çift gelene dek…
Kız boğazını yırtarcasına ağlıyor erkek boynunu bükmüş dinliyordu.
“Ayrılmak istemiyorum, nolacak he nolacak sen başkasıyla evleneceksin ben başkasıyla…” diye devam eden tek kişilik bir konuşma... Kulağıma gelen bu seslerle aniden gerçek,ezberlenmiş,saçma dünyanın kara pençelerine düşecek gibi olsamda  büyük bir gayretle kendimi kitabımın kucağına atmayı başarabildim. Ancak çok uzun sürememişti. Çünkü kızın hıçkırıkları bütün büyüyü yok etmişti.
Erkek çok güzel susuyor kız güzel höykürüyordu. Bu durum elimdeki kitabımın canlı örneğiydi sanki. Hayatımda ilk kez bir kitabı okurken aynı anda canlı tezahürünü seyrediyordum. Kitabın büyüsünden olsa gerek(:


NOT: Yağmur damlaları nazikçe üzerime düşerken yazıyor ve okuyordum(:

1 Kasım 2012 Perşembe

Bab' Aziz




-Ben ölümden çok korkarım.

-Kesinlikle. Anne karnındaki karanlıktaki bebeğe denseydi ki:
"Dışarıda aydınlık bir dünya var, yüksek dağlarla dolu, büyük denizleri olan, dalgalanan düzlükleri olan,çiçekleri açmış güzel bahçeleri olan,dereleri olan, yıldızlarla dolu bir gökyüzü ve alevli güneşi olan...
Ve sen, bu mucizelerle yüzleşmek yerine, karanlıkla çevrilmiş oturuyorsun..."
Doğmamış çocuk, bu mucizeler hakkında hiç birşey bilmediği için, hiç birine inanmayacaktır.
Tıpkı ölümü karşılarken bizim gibi.
İşte bu yüzden korkarız.

-Ölüm herşeyin sonu olduğu için içinde ışık barındırmaz.

-Ölüm nasıl olur da başlangıç olmayan bir şeyin sonu olur? Oğlum, benim düğün gecemde mutsuz olma.

-Düğün gecen mi?

-Evet. Sonsuzlukla olan evliliğimin.

Bab' Aziz

Bu sözlerden sonra ne denilebilir ki... Aklı başa getiren, gözleri yaşa bulayan, kalbi tüm farkındalığa vardıran etkileyici sözler... İzlemenizi ve durup düşünmenizi öneririm.

11 Ekim 2012 Perşembe

tehlikeli dönüşler!




Kaaçıııııın Ziruh geri dönmüüşşşşşşş!!!!

Hey gidi günler heyy... Ne heyecanla ne hayallerle açmıştık bloğumuzu...Hey gidi günler heyy o zaman neredeydik şimdi nerelerde... O zaman ki düşlerimiz nerede biz nerede...

Korkmayın bu yazı böyle gitmeyecek:) Sadece tekrar bu sayfayı görünce bir iç geçirmenin sözleri bunlar. Sonuç olarak aradan uzun bir zaman geçsede geri dönmeye ve biraz daha zırvalamacaya,baş ağrıtmaya karar verdim.( Yalnız öyle bir yazıyorum ki sanki öncesinde sayılarca paylaşımım olmuş gibi pehh pehhh pehhhh:D)
Bize bu eziyeti neden yapıyorsun diye soracak olursanız;
sayın birbirinden değerli 15 takipçimiz,
nedeni şu ki hocalarımızın bir edebiyat öğrencisinin yazması gerektiğini defalarca hatırlatması ve bazen muhabbetin arasında "Benimde bir bloğum var!" demenin havalı olmasından dolayı:) Bir de yazmak güzel birşey gerçekten ayrı bir dünyanın kapılarını açmak gibi birşey. Tanımadığın, bilmediğin insanlarla sohbet etmek,dertleşmek,anlatmak,paylaşmak güzel şey.
Saçmalayabilirim,tam bir fiyasko olabilir yazdıklarım ama sizin affınız beni de görmezden gelmez biliyorum:)

Durum böyle işte yine bu güzel bloğu işgal etmeye geldim vesselam:)

20 Şubat 2012 Pazartesi

Bu kız okumaz


Olmuyor yahu bana göre değilmiş üniversite sınavına hazırlanmak. Ben pes ederim, zorlamam olmuyorsa, uykum vardır benim hep, uğraşamam sınavla... Şu sınava günler kala test çözmek dışında herşeyi yapar oldum. Sinemaya gidiyorum olmadı evde sürekli film izliyorum. Kitap okuyorum sonra şiirler dinliyorum. Sınava dair içimde hiçbir şey yok hazırlanmadığım için arada vicdan girsede işin içine ''mazaretimmm varrr anneee'' derim olur biter diye susturuyorum onu da. E ne yapalım yani herkes üniversite okumak zorunda değil. Çok miskin gördüm kendimi şu anda ama durum böyleyken böyle.. Şimdi dinlediğim bir güzel şiirle veda edeyim. Akşamda deneme var hay Allahım ya ... Neyseki akşam Leyle ile Mecnun varda keyiflenicem (:

Münacaat

Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.

Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.

Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

İsmet Özel






26 Ocak 2012 Perşembe

Özlendin blogcan ^^
Biz geri dönüyoruzzzz...
Çok şeyler geldi geçti kırgınlıklar bitti (:
Büyüdük çok
Aramızdan üniversiteli olan bile oldu ^^
Diğerleri de bu sene hazırlanıyor. Anlayacağın zaman hızlı geçiyor.

1 2 3 TIP
Geri Dönüyor ^^

Template by:
Free Blog Templates