3 Ocak 2013 Perşembe

Medianeras



Martin
Terkedilmiş ülkenin aşırı kalabalık şehri… bu şehirde binalar gökyüzüne yükseliyor gelişi güzel bir şekilde. Uzun bir binanın yanında kısa bir bina orantılının yanında orantısız. Fransız tarzının yanında tarz yoksunu bir bina. Bu çarpıklıklar muhtemelen bizi temsil etmekte, estetik ve ahlaki çarpıklıklarımızı… hiçbir mantığı olmayan bu binalar kötü planlamanın eseri. Tıpkı hayatlarımız gibi. Nasıl yaşamak istediğimize dair hiçbir fikrimiz yok. Bir kiracı kültürü yaratmışız. Binalar binalara yer açmak için giderek daha da küçülüyorlar. Evler oda sayılarına göre ölçülüyor ve balkonu, oyun odası, hizmetçi odası ve kileri olan beş odalılarla ayakkabı kutusu olarak bilinen tek odalılar arasında değişiyor. İnsan eli değen herşey gibi binalarda birbirimizle olan farklılığımızı yansıtıyor artık.
….. Ayrılıkların, boşanmaların, aile içi şiddetin, kablolu kanal sayısındaki patlamanın, iletişim eksiğinin, umursamazlığın, uyuşukluğun ,depresyonun, intiharların, nevrozların, panik atakların, obezitenin, gerginşiliğin, güvensizliğin, melankolinin, stres ve hareketsiz yaşam tarzının mimar ve mühendislerin suçu olduğundan adım gibi eminim.

Mariana
İki yıldır mimarım ama henüz hiçbir şey inşa etmiş değilim.
27 koliye sığan düzensiz hayatımla elimde 12 metrelik naylonla oturmuş hava kabarcıklarını patlatarak kendimi patlatmamış oluyorum. Bu benim yeni ama eski ayakkabı kutum şu saçma beş basamak onu dubleks yapıyor ve bu acayip yarı pencere yarı balkon bütün yıl boyunca hiç güneş görmüyor.
…. Mimar olarak çalışıncaya dek  vitrin düzenleme işi yapacağım. Zihnimi dağıtmama yardımcı oluyor. Vitrinleri kayıp yerler olarak görürüm. Ne içerisidir ne de dışarısı, soyut ve sihirli bir yer sanki. Bir parçamı yansıtıyorlar. Aynı zamanda hazırlayanın bilinmemesi de beni rahatlatıyor. Belki aptalca ama bence biri bakmak için durduğunda benimle bir şekilde ilgilenmiş gibi hissediyorum.
Her binanın kullanılmayan bir amaca hizmet etmeyen atıl bir tarafı vardır. Ne ön tarafı ne de arkası… medianera yani yan duvarları var. Bizi bölen, geçen zamanı, kirli havayı ve çarpıklıkları hatırlatan dev yüzeyler… yan duvarlar en kötü özelliklerimizi göz önüne serer. Karasızlığı, çöküntüyü, geçici çözümleri ve halının altına süpürdüğümüz pislikleri yansıtırlar. Onları sadece istisnai durumlarda hatırlarız.
Ayakkabı kutusunda yaşamakla sonlanan eziyetden kurtulmanın tek bir yolu var. Kaçış yoluysa tüm kaçış yolları gibi yasal değil. Şehir planlama kurallarını açıkça ihlal eden karanlığımıza mucizevi bir ışık demeti saçmamızı sağlayan bağımsız düzensiz oldukça küçük pencereler var. Birbirinden küçük pencereler…

Yazarın Yorumu:
İzledikten sonra zihninizde oluşan yan pencereden dışarı çıkın ve bir de hayata orada bakın. Farklılığın tadını çıkarmanız dileğiyle iyi seyirler sevgili karilerim:)

2 çatlak ses:

Adsız dedi ki...

oha!!! mükemmel.

maryam dedi ki...

bu yorum ayrı bir mükemmel:)

Yorum Gönder

Template by:
Free Blog Templates